
Billim alanında yeni bir buluşla karşılaştığınızda duyabileceğiniz en heyecan verici sözcük "Evreka" (Buldum!) değil, "Ne kadar komik..." tir.
Isaac Asimov - Girşimcinin El Kitabı(Guy Kawasaki)
Yukarıda gördüğünüz bir dikiş makinesinin nasıl çalıştığının çok güzel bir şekilde yapılmış animasyonu. Yapanlara teşekkür ediyorum. Belki gün içerisinde bunun gibi bir çok basit ama işlevsel mekanik yapılarla hayatımızı kolaylaştırıyoruz. Bir dikiş makinesinin nasıl çalıştığını her gördüğümde merak etmiş ancak araştırma fırsatım olmaştı.(Sanırım ilgi alanıma sadece çalışırken girdiğinden :) ) yukarıdaki animasyonda http://mytechnologyworld9.blogspot.com/2010/08/complicated-mechanisms-explained-in.html sitesinden alınmış bir animasyon Özer (Wrzl) Dölekoğlu friend feed'de paylaşmış bende buradan kendi sitemde paylaşmak istedim. Ona da ayrıca teşekkürler.
Siteye girdiğinizde daha pek çok mekanik yapının nasıl çalıştığını görebilirsiniz...
Umarım keyif ve ilham verici olacaktır.......

Samsung Firması tüm dünyayı kapsayan "Samsung bada Developer Challenge" adında bir mobil uygulama yarışması/mücadelesi başlatmış. Çok farklı hediyeleri var ve aynı zamanda keyifli olabilecek bir süreç gibi gözüküyor.
Açıkçası bir Samsung Fan'ı değilim kullanıcısı da değilim ama "Samsung bada Developer Challenge" ile ilgilenebilecek birileri varsa belki de güzel şeylere vesile oluruz diye düşündüm.
İlgilenenler : http://developer.bada.com/challenge/main.do?menu=CM01010000®ionID=L000000000&mtb1=&mtb2=
Başarılar,

Yıllık izinimin 4.günündeyim, telefonum tamamen kapsama alanı dışında, internet sadece otelimizin lobisinde var. Günlük hayatınızı düşününce içler acısı bir durumda olduğun farxedilebilir ama 2 senedir kendimi hiç bukadar iyi hissetmemiştim :)
Benim gibi uyuduğunuz 'ona uyku denirse' zamanları saymadazsanız günün her saati hatta her dakikası beyninizde iş olmasını gerektiren bir işiniz varsa, gece yatmadan son olarak telefonununzdaki mailleri kontrol ediyor, sabah kalkar kalmaz gece arayanları sırasıyla arayıp işe giden yolda dahi iş içinde yaşıyorsanız. Yoğunluğun ne anlama geldiğini kesinlikle benim kadar iyi biliyorsunuzdur.
Amacım tatilin iyi bir şey olduğunu anlatmak değil bunda mutlaka hem fikirizdir. Amacım yoğunluğun bir insanı nekadar "aptal" yapabildiğini anlatmak. Geçenlerde 'özel bir yerde' bana belli bir süre vererek yaklaşık 10 adet zeka sorusunu yapmamı istediler. Sorular okuduğumda hepsini bildiğime emindim, hatta bir kaçını daha önceden defalarca çözmüş ve anlamayanlara açıklamalarıyla anlatmıştım. 1 saatin sonunda çıktığımda hissettiğim duygu ise zafer yerine "nekadar aptal olduğum" duygusunun tüm benliğimi kaplamış olmasıydı. Nedenide soruların çoğunu yapamamış, hatta üzerine düşünenemiş olmamdı. Eşimin yüzümün ifadesini gördüğünde verdiği tepkiyi hala unutamıyorum.
İş yapmak güzel bir şey, ama çok yoğunsanız, düşünmeyi unuttuysanız ve sadece zamanınız size tanımlanmış iş ile dolu ise ozaman bir sorun var demektir. Bizi bir makineden ayıran en önemli özelliğimiz düşünüp mantık yürütmekse ve siz bunları yapamayacak yoğunluktaysanız ozaman bir makine olmuşunuz demektir ve ben su 4 gunluk tatilde yasadıgımı tekrar hissetmiş oldum. zaten bunun en önemli belirtiside sanrım bloguma bir şeyler yaza bilecek kadar aklım başıma gelmiş :)
Lafın özü, düşünmeyi unutmayın, size düşünmeyi unutmanıza sebep olan şeyleri unutun ve gerekiyorsa RADİKAL kararklar alın.
Kanımca iyi bir programcının zamanının en az %20 sini yaptığı işi yapmanın dışında düşünme/araştırma/farklı düşünceler tanıma için ayırmalı. Mümkünse buna saygı duymayan bir yerdede çalışmayın. Hayat sadece operatörlük değil bence.
Sanrım RADİKAL karaklar alma zamanım gelmiş geçiyor.......
Bu kararları paylaşabilmek dileklerimle, sizleride kendinizi ve iş yaşantınızı sorgulamaya bir parçada olsun teşvik edebildiysem ne mutlu bana.....

Yeni bir yıla girdik, yeni yıl herkes için yeni umutlar demek. Bu umutlardan bazılarıda yeni bir iş veya bulunacak bir ilk iş deneyimi anlamına da gelmekte çoğu zaman.
Bilişim sektörü bu açıdan herzaman fırsatlarla dolu, aynı zamanda da diğer sektörlerle kıyaslandığında işveren ve çalışan (iş ve işçiden daha iyi oldu) bulma tarzı bakımından çok farklı bir sektör. Bu güne kadar çalıştığım şirketlerde ve gittiğim iş görüşmelerinde edindiğim bazı tecrübeleri yeni umutlar taşıyanlarımıza hem destek hem tavsiye anlamında maddelemeye çalıştım. Faydalı olmasıni dilerim.
İş arama ateşinin içinize düşmesinden karar verme noktasına gelene kadar dikkat ettiğim noktaları sırasıyla açıklamaya çalıştım.
- Kendinizi ve Sektörü tanıyın ve tanımlayın
İş arama sürecine girdiğiniz ilk anda belkide daha hiç bir adım atmadan yapılması gereken en
önemli nokta iş ilanlarına bakmaktık, buradaki bakmanın "görmek" olması gerekmekte. İlk olarak İş ilanlarına bakıp kendinize uygun bir iş aramak yerine sektörün yoğunlukla nasıl bir eleman aradığını anlamaya çalışın. İş ilanları gerek son moda teknolojiler, gerekse kişisel özellikler açısından fazlası ile fikir vericidir. Bunları karşılayacak özellikleriniz varsa sertifikalandırın, teknolojilerden haberdar ve yapabileceğinize inanıyorsanız bunları ön plana çıkarın, hiç haberiniz yoksa araştırın. İlanlarda geçen teknoloji kısaltmaları bir anlam ifade etmiyorsa google size yardımcı olucaktır. Eksiklerinizi mutlaka anlayın ve uzmanı olmasanız dahi fikir sahibi olun.
İleride başvuracağınız iş ne olursa olsun popüler heryerde popülerdir ve herhangi bir görüşme sırasında popüler bir konu karşınıza sırf muhabbet olsun diye bile çıkabilir. Yeniyi takip ediyor olmak her zaman bir artıdır.
Örneğin sektör yoğunlukla SharePoint geliştiricisi arıyorsa CV'nizde durucak bir SharePoint seminerine katılım bile dikkat cekici olabilir yada geliştirdiğiniz bir projede kullandığınız bir teknoloji popüler listesine girmiş ise CV'nizde bunu proje açıklamasında biraz ballandırmak etkileyici olacaktır. .
-
Sektörün çok "ufak" olduğunu unutmayın
Bence Bilişim sektörünün en büyük özelliği çok dinamik ve bağlantılı olmasıdır. Şirketler birbirleri ile rekabet halinde olsada çoğunun organik/inorganik bağları olma olasılığı çok yüksektir. 2 Sene önce çalıştığınız/görüştüğünüz bir kişinin bugün başvuracağınız farklı bir şirkette farklı bir pozisyonda olması olasılığı çok yüksektir. Bununda anlamı kişisel olarak sizi tanıyan birilerinin olmasıdır ve buda kendinizi her yerde aynı tanıtmanız gerekliliğini getirir.
-
Hangi işi/pozisyonu istediğinize karar verin
Bir bankada çalışıcak (IT dışı) bir kişi bankanın açılan pozisyonlarının çoğuna başvurabilir gibi geliyor bana. Ancak konu bilişim özelliklede yazılım olunca durum değişiyor bence. Bir şirketin hem yazılım geliştirme ekibine, hemde proje yöneticisi pozisyonuna başvurmanız pek hoş bir durum olmayacaktır. Bu konuya şu şekilde bir bakışım var da diyebiliriz.
Beğendiğiniz bir şirkette %30 şansınız olan bir pozisyonda şansınızı denemek %70 şansınız olan bir posizyonu kaybetmenize neden olabilir. Şirketi takip edip bu %70'i beklemek iş bulma sürecini kolaylaştırıcaktır.
-
Kendinizi fazlasız tanımlayın ve mükemmel olsanız bile CV'nizde bunu abartmayın
Kişisel olarak gördüğüm CV'lerin çoğu kendini olduğundan fazla göstermeye çalışıyor izlenimi oluşturmuştur bende, ve tespitlerim de çoğunlukla doğru çıkmıştır. CV'nizde odak noktanızı kaybetmeyin ve CV dolu gözüksün diye gereksiz bilgi ve teknolojilere boğmayın. Bir örnek kendi CV'mden vermem gerekirse .NET yazılım geliştiricisiyim, ilgi alanım bu teknoloji ama bu tarz bir şirketle görüşmeye gittiğimde kimse bana ne güzel Java Servlet bilgin var demedi :)
-
Yabancı dil konusu da özgeçmişiniz ve geçmişiniz aynı yada CV'niz bunun altında olsun
Bildiğiniz yabancı dillerin detayını özgeçmişinizde abartılı bir şekilde vermek yerine sadece bildiğinizi belirtin. Bunun nedeni bir görüşmeye CV'nizde İngilizce Speaking Perfect ile gittiğinizde sizden bu beklenecektir. Yapabilirseniz yazın yapamıyacaksanız yazmanız kendi kalenize attığınız bir goldür.
-
Aynası "İŞ"dir kişinin "LAF" ile anlatılır..
Yaptığınız işleri anlatamıyorsanız yapmamış olarak algılanırsınız. CV'nizde yazılı deneyimlerinizin bir iş görüşmesine gitmeden önce kafanızda mutlaka bir kısa açıklamasını kurgulamış olun. Sorusu geldiğinde "işte şöyle böyle kem küm" demeye başladığınızda yapmış/yardırmış olsanız bile sallıyor durumuna düşersiniz. Onun yerine soru geldiğinde tane tane sırası ile planlı bir şekilde anlatırsanız konu hakkında alacağınız sorular azalacak, puanlar artacaktır.
-
İş sadece para kazanmak için değildir, para zamanı gelince ise herzaman önemlidir de
Seçtiğiniz firmanın size nekadar para vereceğini sorgulamadan önce, çalışanı olduğunuzda size neler katacağını incelemeye öncelik verin.
Örneğin bir firma size değerinizin X -> 1.5 katını veriyor ve 5 sene bu seviyede kalacağınız garanti ise 1.5 kat yerine sabit kalacak olan maaşınız olucaktır. Bunun yerine değerinizin 1 katını veren bir şirkette 2 sene sonra öğrenecekleriniz ve kariyer planlaması ile değerinizin 3 olabileceği bir şirketi tercih etmeniz daha mantıklı olacaktır.
-
Başvuracağınız sonrasında da Görüştüğünüz firmayı tanıyın
Sektör ufak dedik bunun bir diğer yansımasıda firmalar hakkında çok kolay bilgi sahibi olabilirsiniz. Kriterlerinize uymayan bir şirkete bence hiç başurmayın. Kafanızı karıştıracak ancak sizi ilerleyen zamanlarda mutlu etmeyecek tekliflere evet demek zorunda kalabilirsiniz :(
Kriterlerinize uyan ve görüşmeye davet edildiğiniz firmayı google'da en azından 1 saat araştırın, mümkünse görüşeceğiniz kişinin ismini öğrenin ve onuda araştırın. Karşınızdakini tanımak size + katacağı gibi, görüşme sırasında bu araştırmadan bir kaç anektod baya işe yarayacaktir.
Bir firmaya görüşmeye gitmeden önce firmayı ve görüşmeyi araştırmıştım, görüşeceğim kişinin eşinin büyük bir şirketin eski bilgi işlem yöneticisi olduğu bilgisine ulaşmıştım. (sadece google kullanarak). Görüşmemiz sürerken içeri birisi girdi ve görüştüğüm kişi eşi olduğunu söledi ve ismini söyledi bende edindiğim bilgiyi "siz .... şirketinin eski yöneticisi falan derken" nerden biliyosunuz sorusu geldi bende gelmeden önce biraz araştırma yaptığımı ve etkilendiğimi söyledim. Bir sonraki soru maaş üzerineydi :)
Yukarıda anlattığım konular yaptığım iş görüşmelerinde edindiğim tecrübelerden bazıları. Bazılarını görüşmeden çıktıktan sonra anladım bir diğerinde yaptım ama genelinde uymaya çalıştım.
Konsept olarak ne isem CV içeriğinde de Görüşmelerde de fazlasız söyledim ve olumlu tepkiler aldım.
Son olarak şunu belirtmeliyimki gidebildiğiniz kadar çağırıldığınız tüm görüşmelere gidin ve tecrübelenin, her açıdan faydali olduğuna inanıyorum bu tecrübelerin.....
Herkese Gönlünce Biş Kariyer Diliyorum....

Herkese İyi Seneler.....
Evet çok yoğunum, birşeyler yazıcak zamanım yoktu. Burdan kısa kısa alt yazı kıvamında yazılar yazmak pek sevdiğim bir durum değil DİYORDUMKİ..........
Aklıma aşağıdaki söz geldi ve kendi kendime "Herkese İyi Seneler" demeyi neden bu kadar zorlaştıryorum.
"Premature optimization is the root of all evil"
Sir Charles Antony Richard Hoare
Herşeyi olabildiğince basitleştirin, ama olması gerekenden fazla değil.
Make everything as simple as possible, but not simpler.
Albert Einstein
Herkesin olaylara bir bakış açısı vardır, benimde var. Genellikle sorunlara çok basit çözülebilir mantığıyla yaklaşır ve çözüm ararım, bu çoğunlukla işlerimi kolaylaştırır,hızlandırır ve çözüme daha hızlı ulaşmamı sağlar. Bazense herşey konunun düşündüğümden daha karışık olduğunu (er yada geç) farkederim ve tüm çözümlerimi rafa buruşturup atıp tekrar baştan düşünmem gerekir.
Yukarıda Einstein'ın sözü de bana bunları hatırlattı. Neden bazen yaptıklarımın hepsini çöpe atmam gerektiğini gayet iyi özetliyor, ben olayların bazılarını olaması gerekenden fazla basitleştirip çözümü aramaya başlıyorum. Basitleştirmek güzel ve gerekli bir şey olsada, aşırıya kaçmak beni çözümsüzlüğe götürmekten başka bir işe yaramıyordu.
Her şeyde olduğu gibi olayların basitleştirilmesinde de bir denge söz konusu ve bu dengeyide "olabildiğinden fazla değil" açıklamasıyla Einstein gayet iyi özetlemiş gene.
Bir matematik mezunu olarak Einstein'ın sözlerini yaptıklarını incelemek benimde hakkım ama Einstein'ın fizik dalında geliştirdiği teorileri, denklemleri, çözümleri düşündüğümde "olabildiğince basit" olan bunlarsa, Einstein'ın bu basitliğe inene kadar nelerle uğraştığını hayal etmek gerçekten zor...
Bir yazılım gelitirici olarak bu basitlik konusu herzaman dengesini korumamız gereken bir durum.
Çok karmaşık = Yavaşlık, bakımda zorluk vs.vs.vs...
Çok basit = Yetrsizi tatmin olmayan kullanıcı.
Denge (Çözüm) = "olması gerektiği kadar basit "
Einstein'ın önceden paylaştığım sözü Basitçe anlatamıyorsanız onu yeterince iyi anlamamışınızdır. Bu sözünü birleştirdiğimde basitçe derken ne demek istediğini daha net anlayabiliyorum.
Siz olsanız bunu daha basit nasıl anlatırdınız? Yoksa en basitinin bu olduğunumu düşünüyorsunuz benim gibi ?

Herkesin ağzında bir 3G'dir dolaşıyor.3G nin ülkemize gelmesini patilerle sevinç çığlıklarıyla kutladık. Artık görüntülü konuşabilicektik.....Görüntülü konuşabilecektik diyorum çünkü konu başlarda sürekli sadece bu işe yarıyomuş gibi tüketicilere yansıtıldı, daha sonra google'a girebiliceği, facebook ta sürekli online olunabileceği diye sürdü gitti... Bu tamamen bir pazarlama stratejisiydi diyebiliriz ve bunun sonucunda da herkesin hatta Iphone'da görüntülü konuşmanın olmamasını buna rağmen 3G nin nasıl olabileceğini öne sürenler bile oldu :)
Öncelile 3G gerçekte nedir? 3G Uluslararası Telekominikasyon Birliği (ITA) tarafından telekominikasyon operetörlerine daha iyi servis ve geniş network kapasitesi kullanımına imkan veren satandartları olan 3.Nesil (3rd Generation) telekominikasyon standartlarına verilen ad. Yani mobil cihazlarla daha hızlı, daha yüksek verimde internet ve daha iyi seviyede servis bizi ilgilendiren kısmı, yukarıdaki resimde görülebileceği gibi basit bir ev kullanıcısı olarak sahip olduğum dsl hızım ve iphone üzerinden 3G ile bilgisayarımı internete bağladığımda aldığım sonuç, aşağı yukarı aynı fiyata edindiğim iki hizmet :)
Konuyu dağıtmadan benim neden bu konuya takıldığıma geleyim. Aşağıda wikipedia'dan bir alıntı var bunu türçeleştirdikten sonra ne demek istediğim daha net olucaktır. Herzaman iyimser olan ben nedense bu sefer bardağın 'ÇOK' boş tarafına bakmak istiyorum. Yazıyı türkçe olarak özetlersem. 3G'nin ilk olarak Japonyada 2001 Mayıs'ta ticari olmayan kullanımına başlandığını, 2001 Ekim ayında da ilk ticari kullanıma başlandığını belirtiyor, daha sonra gene 2001 Aralık'ta Avrupa'da ve 2003 ekim ayında da Amerika'da kullanımına geçildiğini yazıyor.
2009 - 2003 = 6 --> Amerikadan 6 sene sonra
2009 - 2001 = 8 --> İlk kullanımından 8 sene sonra
Kısacası yeni öğrendiğimiz, uğruna törenler düzenlediğimiz 3G teknolojisi yaklaşık olarak 8 senedir varolan bir teknoloji yani nedemek bu biz wapdan Edge göbek atarak geçerken millet cep telefonundan bizi uydudan seyrediyomuş :)
Teknolojiye tüketimimiz arttıkça aradaki farkında daha çok azalacağına inanıyorum .......
Bakın işte merak ne güzel şey, merak ettim neler buldum :)
The first pre-commercial 3G network was launched by NTT DoCoMo in Japan branded FOMA, in May 2001 on a pre-release of W-CDMA technology.[7] The first commercial launch of 3G was also by NTT DoCoMo in Japan on October 1, 2001, ......
The first European pre-commercial network was at the Isle of Man by Manx Telecom, the operator then owned by British Telecom, and the first commercial network in Europe was opened for business by Telenor in December 2001 with no commercial handsets and thus no paying customers. These were both on the W-CDMA technology.
The first commercial United States 3G network was by Monet Mobile Networks, on CDMA2000 1x EV-DO technology, but this network provider later shut down operations. The second 3G network operator in the USA was Verizon Wireless in October 2003 ........
.png)
Microsoft Begginer Developer Learning Center
Yazılım sektörü, yazılım geliştirici olmak son zamanlarda oldukça ilgi görmekte. Bunun en büyük nedeni sektörün Türkiyede de yavaş yavaş olsada hak ettiği konuma gelmeye başlaması, geldi demek için çok erken olduğundan ve sektörün dinamizmi içerisinde yeni yazılım geliştiricilere, yeni fikir sahiplerine ihtiyacı herzaman var.
Bu kapsamda benim gibi Yazılım Geliştiricilere de düşen sektöre girmek, yazılım geliştirici olmak isteyenlere yada bir bakalım nedir bu yazılım dedikleri ve abarttıkları konu diyenlere yol göstermek, yeniliklerden haberdar etmek ve olabildiğince çok kaynağa ulaşabilmeleri için çaba göstermek. Bundan önceki yazılarımda da bir kaç örneğini verdiğim ( Microsoft Web Development | Microsoft Ramp Up ) sitelere yeni bir tanesi daha eklendi.
Microsoft Begginer Developer Learning Center : Eğitici site yine Microsoft'tan, kategorize edilmiş olması (Web, Windows, Pro) ve içeriğinde kullanılması gereken yazılımların ücretsiz sürümlerininde bulunması açısından güzel ve bilgilendirici bir site olmuş. Hem web tabanlı yazılım yapmak hemde windows tabanlı formlar üretmek isteyenlere yönelik bilgileri ayrı ayrı kategorize etmişler.
Sitede üzerinden sıfırdan bir windows yada web uygulaması geliştirmeyi başarmaya yarıyacak bilgileri sırası ile ögrenmek mümkün.
Yeni başlayanların mutlaka ziyaret etmesi, eskilerin yeni başlayanlara mutlaka tavsiye etmesi gereken bir site olmuş. Emeği geçenlere teşekkürlerimizle...
Web'in ne olduğu konusunda hiç bilgisi olmayanların bile çok rahat anlayabileceği aşağıdaki videodan da anlaşılacaği gibi herşey en başından, en ince ayrıntısına kadar anlatılmakta. (Aşağıdaki video : Tier One: Introduction to the Web as a Platform adresinden alınmıştır)
NOT : Başlığa küçük bir ekleme : İsteyen ve Çaba gösteren Herkes bir yazılım geliştirici olabilir...
Şehitlik adına ne yazabilirim bilemiyorum, bugün burda internetimin karşısında yazı yazabiliyosam gönlümce, yurdun her yanına benim topraklarım diyerek basabiliyorsam adımlarımı burada canlarını 'SEVE SEVE' feda eden şehitlerimiz sayesindedir.....
"Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hakim olabilir"
M.Kemal ATATÜRK
Albümün kendisine :
http://www.syalcin.net/gallery/14.aspx adresinden de ulaşabilirsiniz.
Artık telefon numaranızdan önce email adresini sorar olduk birbirimize .......
Yaklaşık 10 seneden fazla bir zamandır intenet kullanıyorum, ilk çıktığı günlerde 14400 modemlerle inernete bağlandığımız zamanlardan, fiber optik kaplolaların kapımıza kadar geldiği zamana geldik. Bu arada bizim internete bakışımız da kullanım şekillerimizde çok belirgin bir şekilde değişti..
Bu değişimlerden en çok dikkatimi çekense insanların internette artık olabildiğince kendini kendileri gibi tanıtmalarına olan eğilim ve tutkuları. Yakın zamanlarda internet kullanmaya başlayanlar için pekte bir şey ifade etmeyen bir tanım olduğunun farkındayım bunun ama konuyu biraz açarak ne demek istediğimi anlatabilirim diye umuyorum.
Eskiden (Çok değil 5 sene kadar önceye bile gitmemiz yeteli olucaktır) internet kullanıcıları interneti farklı bir dünya olarak düşüyolardı, bayanların erkek, erkeklerin bayan takma adlarıyla sohbet odalarında takıldıklarını bilmeyen, denemeyen yoktur sanırım:) İnternet'e girdiğinizde kendinizi farklı bir kişi olarak tanıtabilir çoğu zamanda bundan zevk alarak bazen bu karakterinizi gerçek hayatınıza uydurduğunuz bile olurdu. Çünkü internet denilen dünya ile aranızdaki tek bağ klavyeniz ve klavyenizde sizin aklınızdakileri yazıya döktüğünüz yaşınız, görünüşünüz, giyiminiz vs gibi hiç bir konuyla ilgilenmeyen bir araçtı. Kısacası internette olmak demek olmak istediğiniz kişi olma cesaretine kimsenin karşı gelmiyeceği bir dünyada olmanız demek anlamına geliyor ve sizde olduğunuz değil olmak istediğiniz kişi gibi kendinizi yansıtıyordunuz..
Ama bugüne baktığımda görüyorum ki artık internet demek insanlar için kendilerini olduğu gibi göstermek "zorunda" oldukları ve farklı bir dünyadan ziyade geröek dünyanın ta kendisi olmuş durumda. Bu benim gibi internette yaşıyan insanlar için güzel bir durum nedeni de bizlerin interneti yaşam tarzı olarak gördüğümüzden. Facebook gibi bir uygulamada kendiniz olmamanız demek yaşamıyorsunuz demek oluyor (olmayan birisinin arkadaşı olabilirmi ? ), twitter'da birşeyler yazmak için yazdıklarınızı yaşıyor olmanız gerekmekte , bir bloğunuz varsa o tam olarak size ait olmalı çünkü okuyanlarınızla karşılaşmanız hiçte düşük bir ihtimal değil vs.vs.vs
Nerde okuduğumu hatırlayamıyorum bulur bulmaz kimin nerde ve nezaman söylediğini paylaşıcam ama şu söz sanırım herşeyi özetliyor....
"Bugün eğer bir şey internette değilse, yaşanmamıştır..."